• İLETİŞİM
  • TUDER MAİL

TUDER

TURİZM ÇALIŞANLARI DERNEĞİ
Anasayfa

Ana Menü

  • ANASAYFA
  • LOGO VE FORMLAR
  • TÜZÜĞÜMÜZ
  • ÜYELİK
  • YÖNETİM
  • KURUCULARINIZ
  • BASINDA BİZ
  • MUTLULUĞUN SIRRI
  • TUDER 1 MAYISTA

KARİYER

  • OTEL KARİYER NET
  • İŞ ARAMA MOTORU
  • MOD HOTEL İŞ ARAMA
  • TURİZM GAZETE İŞ ARMA

Kaynaklar

  • TC AKADEMi
  • İŞSİZLİK SİGORTASI
  • İLO TÜRKİYE OFİSİ
  • İLO SÖZLEŞMELERİ
  • İLO SÖZLEŞME (TR ONAYLI)
  • İLO C172 ÇEVİRİ
  • ÇOCUK HAKLARI
  • 8 MART D.E.K.G.
  • İNSAN HAKLARI
  • KADIN HAKLARI
  • SGK Bilgi Bankası
  • SGK ALİ TEZEL
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün10
mod_vvisit_counterDün15
mod_vvisit_counterBu hafta44
mod_vvisit_counterGeçen hafta149
mod_vvisit_counterBu ay122
mod_vvisit_counterGeçen ay1196
mod_vvisit_counterButün günler10909

Şu anda: 1 konuk çevrimiçi
IP No:: 38.107.191.110
 , 
BUGÜN: Eyl 07, 2010
Visitors Counter

 
SiteGround web hosting  
Hoşgeldiniz
Sevgili Turizm Çalışanları PDF Yazdır e-Posta
Burhan Kaya tarafından yazıldı.   
Pazar, 11 Temmuz 2010 14:17


Sevgili Turizm Çalışanları

 

Biz Turizme, ülkemize, doğaya, insana sevdalı, yılların turizm çalışanları bir araya gelerek TURİZM ÇALIŞANLARI DERNEĞİ “TUDER” i kurduk.

Turizm Özgürlük demek, barış demek, kültürlerin kaynaşması, dostluk, kardeşlik, iş ekmek demek.
Biz özgürlükten yana, barıştan, Tüm dünya halklarının kardeşliğinden yana, işimiz ve ekmeğimizin tarafıyız.
Demokrasi yoksa iş, ekmek, özgürlük ve barış yok. Biz demokrasiden yanayız.
Örgütlü olmayan toplumlar haklarını koruyamaz. Demokrasiyi yaşatamaz, yaşayamaz. Güçlü olanın, zayıfı ezdiği, sömürdüğü bir zulüm yönetimi olur.
Çalışanlar, üretenler, gençler, kadınlar, emekliler örgütlü olmalı, siyasi partiler, sendikalar, meslek odaları, dernekler, örgütlü olmalı.
Ne yazık ki ülkemizde milyonlarca yurttaşımızı temsil ettiğini söyleyen siyasi partiler bile örgütlü değil. Oy verenlerinin üyesi olmadıkları partiler, parti içi demokrasinin dahi çalışmadığı partiler.
Meslek odalarına gönüllü değil zorunlu üyelik ve aidat ilişkisi ile oda yöneticilerinin üyelerle müşteri gibi davranması, üyelerin odanın yapacakları etkinliklere ilgisizliği.
Sendikalar; yöneticileri tabandan kopuk. Sanki kişisel sorunlarını çözmek, kişisel ikbal, istikbal taleplerini karşılamak için oradalar. Ya da birileri onları oralara koymuş ki o noktalar gerçek sahiplerinin eline geçip de doğru sendikacılık yapılamasın, İşçiler kendi öz örgütleri olan sendikalarını, sınıfsal çıkarları için doğru işler yapmaya yönlendiremesin.
Derneklerde de durum yürekler acısı. Bazı hemşeri dernekleri, kültür, yardımlaşma, sosyal dayanışma dernekleri olumlu çalışmalar yapıyorsa da birçoğu lokal açıp kumar oynatmak için kurulmuş çakma derneklerdir.
Kooperatifler konusu da ülkemizde yaralı, sakatlanmış bir alan. Yapı kooperatifleri çoğunlukla yapsatçı müteahhitlerin paravanı. Bazen daha da ileri giderek doğrudan dolandırıcı durumunda. Tüketim kooperatifleri yaşayamıyor. Tarım kooperatifleri ve kooperatif birlikleri hükümetlerin arka bahçesi. Yandaşlarına arpalık olup üyelerine, kuruluş amaçlarına hizmet edemez duruma düşürülmüş. Tarımın ülkemizdeki düştüğü durumda ortada, yoruma gerek kalmıyor.
Bütün bu olumsuz örneklerin dışında canla başla kendi üyelerine asli görevlerini yerine getirmeyi hedef koymuş olanlar yok mu?
Elbette var. İyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış hep vardı, var da olacak. Arzumuz, amacımız, iyilerin güzellerin, doğruların çoğalması, egemen olması. Ozanın dediği gibi “Eşkıya Dünyaya hükümdar olmaz”
Kötü örnekler çoğaldığında biz Turizm çalışanları başımıza nelerin geldiğini bugün yaşayarak görüyoruz.
150 yıl önce işçilerin mücadelelerle kazandıkları 8 saat işgünü, hafta tatili, yıllık ücretli izin vs. gibi en temel haklar iş kolumuzda yalan oldu.
20-30 yıl önce teklif dahi edilemeyecek olan 12-14 saat çalışmanın karşılığı asgari ücret, iş kolumuz işçilerinin gerçeği oldu.
Sezonluk işçiler, ekstra işçiler, stajyer işçiler için yıllık ücretli izinin anlamı ve tarifi kalmadı. Az sayıda kış yaz çalışabilen turizm çalışanlarına da otellerin en boş ayında (otelin maliyetini düşürmek için) verilen yıllık izinler izni hak etmiş işçinin ihtiyacına uyuyor mu, uymuyor mu bakılmadan zorunlu olarak kullandırılıyor. Haftalık izine çıkabilmek için diğer arkadaşının 16 saat çalışması gerekiyor.
Bunlar bahşiş değil. Hak!
Türkiye genelinde ve işkolumuzda işsizliğin durumu ortada.
Emeklilerin durumu ortada, hele emekli olmayı bekleyenlerin işkolumuzda durumları ne olacak? Orta yaş üstü işçi çalıştırılmayan hatta orta yaş gurubu bile çalıştırılmayan bir işkoluna doğru gidiyoruz. Nasıl emekli olunacak? 
Örgütsüz toplum işte tam da bu!
12 Eylül 1980 Askeri Darbesi Türkiye’nin çivisini yerinden çıkardı. Örgütlü toplumun ve onun örgütlerini hedef aldı. Partileri, sendikaları, anayasayı yerle bir etti.
Kazanılmış haklarımızı, taleplerimizi yok etmeyi görev edindi.
Marmaris mahkûmu şöyle diyordu “Halkın talepleri ülkenin olanaklarını aşmıştı” “Öyle beş yıldızlı oteller var ki garsonları benden fazla ücret alıyor.
24 Ocak 1980 tarihinde Tüsiad o günkü milliyetçi cephe koalisyon hükümetine, örgütlü toplumda emeği ucuzlatamayacağını, rahat çalışamadığını ve taleplerini, uzun bir bildiri ile iletiyordu.
Askeri darbe tam da bu talepleri karşılamak için geldi, gereğini yaptı.
Hemen sonrasında 1983 yılında iktidara gelen, Başbakan Turgut Özal yabancı sermaye çevrelerine “Türkiye ucuz emek cenneti, gelin buraya yatırım yapın” diye övünüyordu.
Bu bastırılmışlık, dağınıklık ve örgütsüzlük ne yazık ki 30 yıl geçmiş olmasına rağmen devam ediyor.
12 Eylül kurum ve kuruluşlarıyla, zihniyetiyle devam ediyor.
Bu sonuç yalnız darbecilerin, sömürücülerin, faşistlerin, işbirlikçilerinin ayıbı değil!
Emek ve demokrasi güçleri olarak bu kadar yıl içinde tekrar toparlanamadık, tekrar örgütlenemedik, bunun yol ve yöntemlerini, ortamını yaratamadık, taleplerimizi yeniden haykıramadık.
Ozanın dediği gibi 

“Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer

ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak

kabahat senin,

— demeğe de dilim varmıyor ama —

kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!

Nazım Hikmet Ran”


Gelin çalışma ve yaşam koşullarımızı iyileştirelim.

Katılın örgütlü toplum olalım.

Birlikte oyunu bozalım.

İnsanca yaşayalım.

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine bu davet bizim.


Mustafa YAHYAOĞLU
Turizm Çalışanları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

 

Son Güncelleme: Pazar, 11 Temmuz 2010 14:25
 
1 MAYIS PDF Yazdır e-Posta
Burhan Kaya tarafından yazıldı.   
Salı, 27 Nisan 2010 08:49

KÖKENİ


1880'li yıllar, ağırlıklı olarak kol emeğinin kullanıldığı ve çalışma şartlarının çok kötü olduğu yıllardı. Küçük çocukların karın tokluğuna çalıştırılması ve 14-15 saate kadar varan iş günleri söz konusuydu. 

Şirketler eşi görülmemiş bir hızla büyürken, işçiler, işyeri güvenliği, sağlık koşulları, örgütlenme ve grev gibi en temel haklarını dahi tanımayan bir siyasi ve hukuki sistem ile karşı karşıyaydılar. 

1881 yılında yarım milyon işçiyi temsilen kurulan Örgütlü Meslek ve Emek Birlikleri Federasyonu
"8 saatlik iş günü" mücadelesini ülke geneline yaymak ve işçilerin kararlılıklarını göstermek amacıyla mücadeleyi yükseltti.

ABD'nin şikago kentinde 40 bin tekstil işçisinin gerçekleştirdiği eylem kanla bastırıldı. Aynı kentte, bir fabrikada 8 saatlik işgünü için greve çıkan 1400 işçi işten atıldı. Aynı tarihlerde greve çıkanlara ateş açıldı ve 4 işçi yaşamını yitirdi. 

Saldırılar, mücadele ateşini söndürmedi, aksine körükledi. ABD ve Kanada'da sendikalar ve diğer örgütlerin yükselttiği mücadele sonucu 1 Mayıs 1886'da yaklaşık 350 bin işçi greve çıktı. Tarih işçi sınıfının böylesine örgütlü ve kararlı tepkisine ilk kez tanık oluyordu. Tüm ülkede yaşam durdu. İşçiler üretimden gelen güçlerini kullanıyordu. 

İşçilerin bu topyekün isyanı, işverenlerin tepkisini çekti. Chicago'da greve çıkan 40 bin işçinin eylemini bastırmak için, saldırılar düzenlendi. ışverenler grev kırmak için sokak çeteleriyle anlaştı. Sokak çeteleri bir taraftan işçilere saldırıyor, bir taraftan da grev kırıcılığı yapıyordu. Grevci işçilerle sokak çeteleri arasında çıkan kavga sırasında, polisin işçilerin üzerine ateş açması sonucu 4 işçi yaşamını yitirdi.

Hükümet ve işverenler, işçi eylemini kolay kolay içlerine sindiremiyordu. 1 Mayıs sonrası işten atmalar, baskılar yoğunlaştı. Olaylara neden oldukları gerekçesiyle 8 işçi hakkında idam istemiyle dava açıldı. İşçiler idam cezasına çarptırıldı.

Dört yiğit işçi önderi Albert PERSONS, Adolph FISCHER, George ENGEL ve August SPIES, 1 Mayıs 1886 yılında 8 saatlik iş günü mücadelesinde önderlik yaptıkları için idam edildi. 

Albert PERSONS isimli işçi, özür dileme şartıyla affedileceğinin söylenmesi üzerine, mahkeme heyetinin karşısında tarihe geçecek sözlerini söyledi: "Bütün dünya biliyor suçsuz olduğumu. Eğer asılırsam cani olduğumdan değil, emekçi olduğumdan asılacağım." 

İşçi önderlerinin cenaze törenine yüz binlerce insan katıldı. ABD'de yaşanan bu olaylar uluslararası işçi örgütlerini harekete geçirdi. II. Enternasyonal 1889'da Paris'te düzenlediği kongrede, Amerikan işçilerinin mücadelesini desteklemek amacıyla dünya çapında gösteriler düzenledi. 1890'dan başlamak üzere 1 Mayıs'ı da, "Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü" olarak kabul etti.


TÜRKİYE'DE 1 MAYIS'LAR

Anadolu'da 1 Mayıs ilk kez Osmanlı döneminde, 1905 yılında İzmir'de kutlandı. Bunu 1909 Üsküp kutlaması izledi.

İstanbul'da ilk kez 1 Mayıs kutlaması 1910'da yapıldı. 

1920 1 Mayısı'nda ışgal idaresinin ve Osmanlı hükümetinin yoğun baskılarına karşın 1 Mayıs İşçi Bayramı olarak kutlandı. İşçiler Haliçten başlayarak Karaköy üzerinden Beyoğlu'na kadar bir yürüyüş yaptılar ve "Bağımsız Türkiye" yazılı bir pankart taşıdılar. 

1921'in 1 Mayısı'nda İstanbul'un hemen tüm işçileri, özellikle şirket-i Hayriye, Seyrü Sefain, Haliç ıdaresi ve Tramvay şirketi çalışanları 1 Mayıs'ı kutladılar. 

1923 1 Mayısı'nda çok sayıda yerli ve yabancı işletmede çalışan işçiler greve çıktı. İşçi taleplerinin arasında, "yabancı şirketlere el konulması, 1 Mayıs'ın resmen işçi bayramı olarak tanınması, sekiz saatlik işgünü, hafta tatili, serbest sendika ve grev hakkı" vardı ve birçok işçi tutuklandı. 

Cumhuriyet Sonrası 

1924 1 Mayısı'nı "İşçi Bayramı" olarak kutlayan işçilerin bu eylemi engellenmek istendi. Sekiz saatlik işgünü için bildiri dağıtan birçok işçi tutuklandı. 

1925 yılında çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu sonrasında kutlamalara izin verilmedi ve 1935 yılına kadar hemen hemen her yıl ancak gizli kutlanabildi. 1 Mayıs'ın bundan sonraki tarihi "yasak" larla yazıldı. 

1935 yılında çıkarılan "Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun" adıyla çıkarılan düzenleme ile "Bahar ve Çiçek Bayramı" olarak genel tatil günlerine dahil edildi. 

27 Mayıs 1960' dan sonra da "yasaklar" yaşandı. Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt Kanunu'nun kabul tarihi olan 24 Temmuz, işçi sınıfına 1 Mayıs'ın yerine bayram olarak dayatıldı. Ancak bu girişimlerin hepsi, kararlı mücadeleler sonucu geri döndü. 

Görkemli 1 Mayıslar

En kitlesel 1 Mayıs, 1976'da kutlandı. Bu miting DİSK'in öncülüğünde Taksim Meydanı' nda yapıldı. O gün Taksim Meydanı' nı 400 bin emekçi doldurdu. 

Bu yüzden 1977 yılındaki gösterilerin daha bir görkemli kutlanmasından tedirgin olan kesimler bulunmaktaydı... Ama herşeye rağmen Taksim Alanı'na beşyüzbin emekçinin akması engellenemedi... Saat 14.30'da başlayacak olan kutlamalar için alan, sabahın erken saatlerinde itibaren dolmaya başladı. İşçiler, emekçiler, öğrenciler, kadınlar, çocuklar... bayramlarına sahip çıkmış, coşkularını donanmış ve alanları özgür ruhlarıyla doldurmaya başlamıştı. Taksim alanında, iğne atsan yere düşmeyecek bir katılım vardı. Dönemin DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler'in konuşmasının sonlarına doğru, çevredeki binalardan halkın üzerine ateş açıldı. Yaşanan paniğin ardından 37 insanımız yaşamını yitirdi ve 200'den fazla yaralı vardı. 

1978 yılında, önceki yıl yitirilen 37 insanın acısını içinde yaşayan yüzbinler yine Taksim Alanı'ndaydı... 

1979 yılında Sıkıyönetim Komutanlığı İstanbul'da mitinge izin vermedi. İzmir Konak Meydanı'nda kutlandı. 

80 sonrası 12 Eylül Askeri darbesinin yasaklar zincirinde 1 Mayıs da yer alıyordu. Böylece yeni bir yasaklı dönem başladı. Ama tüm yasaklara rağmen; kısa süreli iş bırakmalar, bayramlaşmalar ve bildiri dağıtılması gibi etkinliklerle, bu onurlu günün anısının belleklerden silinmesine izin verilmedi... 

1987: 7 yıllık aradan sonra sendikalar öncülüğünde bazı milletvekilleri, aydın, sanatçı ve bilim adamları ile birlikte yaklaşık 1000 kişilik bir grup Taksim Anıtı'na 1 Mayıs şehitlerini anmak üzere çelenk bırakmak istediler. Polis sadece milletvekillerinin araçla anıta ulaşmasına izin verdi. 

1989: Taksim'de biraraya gelen kitleye saldırıldı. Mehmet Akif Dalcı isimli bir işçi yaşamını yitirdi. 

1990: Yine Taksim'e yürümek isteyenlere izin verilmedi. Çıkan çatışmada İTÜ Öğrencisi Gülay Beceren felç oldu. 

1996: 1980 sonrasının en kitlesel mitingi gerçekleştirildi. Kadıköy'ü dolduran yaklaşık 150 bin insan toplandı ama yine açılan ateş sonrası 3 kişi yaşamını kaybetti.

Bütün halkımızı, emek dostlarını, özgür ve demokratik bir ülke özlemi içinde olan herkesi 1 Mayıs'a davet ediyoruz.

İNSANCA YAŞAM, İNSANCA DÜZEN İÇİN 
HALKLARIN KARDEŞLİĞİ ve BİRARADA YAŞAMAK İÇİN 
YOKSULLUK, ADALETSİZLİK VE SÖMÜRÜYE KARŞI 
PARASIZ EĞİTİM, PARASIZ SAĞLIK İÇİN 
İŞSİZLİK, ÖZELLEŞTİRME VE TAŞERONLAŞTIRMAYA KARŞI 
İŞÇİLERİN, EMEKÇİLERİN ve EZİLENLERİN BİRLİĞİ İÇİN 
1 MAYIS 1977 KATLİAMI DOSYASININ AÇILMASI İÇİN 
1 MAYIS'IN RESMİ TATİL İLAN EDİLMESİ İÇİN 
1MAYIS TA ALANLARADAYIZ...


TURİZM ÇALIŞANLARI DERNEĞİ

Son Güncelleme: Salı, 27 Nisan 2010 08:57
 
NEDEN TURİZM ÇALIŞANLARI DERNEĞİ PDF Yazdır e-Posta
Web Master tarafından yazıldı.   
Cuma, 02 Nisan 2010 05:04



NEDEN TURİZM ÇALIŞANLARI DERNEĞİ

 

Turizm, Antalya’da beş yüz bin, Türkiye genelinde iki milyonun üzerinde işçi istihdam eden, ülkemizde tarım alanından sonra en çok insanı barındıran bir sektördür. Otel, restoran, bar, cafe, pansiyon, seyahat acentesi, alışveriş merkezi, turizm merkezlerinde açılan yüzlerce eczaneler, doktorlar, özel hastaneler, otel inşaatları, esnaf ve sanatkârları ile doğrudan ve dolaylı en az on milyon kişinin yaşam mücadelesini sürdürdüğü dev bir alandır.

 

2009 yılında Ülkemizi ziyaret eden Turist sayısı 27 milyon kişi olup ülkemize bıraktıkları döviz, 21 milyar dolar olarak kayıtlara geçmiştir.2020 yılına 60 milyon Turist, 60 milyar dolar turizm gelir hedefi hayal değildir.

 

Buna rağmen turizm çalışanlarının yaşam ve çalışma koşulları bu bahsedilen büyüklüklerle yakışır bir düzeyde olmaktan çok uzaktır ve her geçen gün daha da bozulmaktadır.

 

Dünya pazarları ile rekabet edelim derken, sürekli fiyatları aşağı çekmek işçilerin ücretlerini de, hizmet kalitesini de, sunulan yiyecek-içeceklerin kalitesini de aşağı çekmeyi de zorunlu kılmaktadır. Bu da bir sonraki yıl fiyatları tekrar aşağı çekme ihtiyacı doğurmaktadır. Bu kısır döngüden ülke ve sektör olarak çıkılmak zorundadır.

 

Biz yılların turizm işçileri “bu alanda çalışanların yaşam ve çalışma koşullarına ne gibi bir katkı sağlayabiliriz?” diye düşündüğümüzde çözümü TURİZM ÇALIŞANLARI DERNEĞİNDE bulduk. Turizm işçileriyle, eş ve çocuklarının yaşam ve çalışma koşullarını Sizlerin de katkı ve katılımı ile oluşturmakta olduğumuz, örgütlü gücümüze dayanarak iyileştirmek amacındayız.

 

“BEN BU DERNEKTEN NE KAZANACAĞIM?” veya “BU DERNEK BANA NE VERECEK?” diye düşündüğümüzde, aşağıdakiler amaçlarımız ve kazançlarımız olacaktır.

-Ülkede turizm politikaları belirlenirken çalışanların, talep ve önerilerinin, hayata geçirilmesini sağlamak,

-Ülke turizminde kalitenin ve fiyat politikalarının yükselmesine katkı vermek,

-Ülkemizi her yıl ziyaret eden milyonlarca turistin memnuniyetine ve ülkemizi sevmeklerine, mutlu ayrılmalarına katkıda bulunmak,

-Turizmin ülkemizde işçi ve yatırımcılara daha verimli ve sürdürülebilir olmasını sağlamak,

-Çalışanların eğitim ve nitelik düzeyini yükselterek emeklerini daha değerli ve ücretlerini daha yüksek hale getirebilmek,

-Bilgi havuzu oluşturarak eleman arayanlar ile iş arayanları buluşturmak,

-Ellerine geçen ücret ve kazançlar ile satın alabileceklerini arttırabilmek,

-Çalışanların kendilerine, eş ve çocuklarına dershane, kurs ve okullar açmak,

-Kadın işçilerin doğum sonrası çalışmalarını rahatlatan kreş, anaokulu, etüt evi ihtiyaçlarını ekonomik hale getirmek,

-Belediye, kamu kurum ve sivil toplum örgütleriyle işbirliği yaparak tek başımıza yapamayacağımız büyük toplumsal projeler üretmek.

 

-Birleşmiş Milletler Teşkilatı, Dünya Çalışma Örgütü (ILO) 1991 yılından bu yana 172 sayılı sözleşme ile turizm çalışanlarının çalışma ve yaşam koşullarını tüm dünyada iyileştirmeye çalışıyor. Ülkelere önerilerde bulunuyorlar. Bu anlamda “27 EYLÜL DÜNYA TURİZM ÇALIŞANLARI GÜNÜ” ilan edilmiştir.20 yıldır ve tabi ki ondan çok daha önce başlamış olan bu çalışmalara bizler de katılmalıyız.

 

- Dünyada ve Ülkemizde tüm turizm işçilerinin ekonomik ve sosyal olarak çok daha iyi koşullardan yararlanmalarını ve çalışmalarını sağlamak için örgütlü ve dayanışma içinde olmak zorundayız. Onurlu insan ve çağdaş insan örgütlü insandır. Bunu sağlamak için hadi el ele, hadi dayanışmaya, hadi TURİZM ÇALIŞANLARI DERNEĞİNE.

 

Son Güncelleme: Cumartesi, 03 Nisan 2010 19:31
 
PANEL AFİŞ04042010 PDF Yazdır e-Posta
Web Master tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 29 Mart 2010 18:30

Son Güncelleme: Pazartesi, 29 Mart 2010 18:36
 
PANEL PDF Yazdır e-Posta
Web Master tarafından yazıldı.   
Perşembe, 25 Şubat 2010 06:46

PANEL

ANTALYADA TURİZMİN VE TURİZM ÇALIŞANLARININ

SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ.

YER: AKM PERGE SALONU

SAAT:13.00 17.00

TARİH: 4 NİSAN 2010 PAZAR

İletişim: Derneğimizin merkezi. Anafartalar Cad.

Saraçoğlu İş Merkezi. No:78/14 Muratpaşa ANTALYA

Tel: 242 244 69 96

Son Güncelleme: Çarşamba, 17 Mart 2010 19:54
 
Diğer Makaleler...
  • PANELİSTLERİMZ
  • 1. GENEL KURUL
  • YENİ YÖNETİM KURULUMUZ
  • FACEBOOK GRUBUMUZ
<< Başlat < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 > 2

Giriş Formu



  • Şifrenizi mı unuttunuz?
  • Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?
  • Kayıt ol

Kimler Sitede

Şu anda 1 konuk çevrimiçi

Reklam

TUDER