• İLETİŞİM
  • TUDER MAİL

TUDER

TURİZM ÇALIŞANLARI DERNEĞİ
Anasayfa

Ana Menü

  • ANASAYFA
  • LOGO VE FORMLAR
  • TÜZÜĞÜMÜZ
  • ÜYELİK
  • YÖNETİM
  • KURUCULARINIZ
  • BASINDA BİZ
  • MUTLULUĞUN SIRRI
  • TUDER 1 MAYISTA

Giriş Formu



  • Şifrenizi mı unuttunuz?
  • Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?
  • Kayıt ol

Kimler Sitede

Şu anda 2 konuk çevrimiçi

Reklam

KARİYER

  • OTEL KARİYER NET
  • İŞ ARAMA MOTORU
  • MOD HOTEL İŞ ARAMA
  • TURİZM GAZETE İŞ ARMA

Kaynaklar

  • TC AKADEMi
  • İŞSİZLİK SİGORTASI
  • İLO TÜRKİYE OFİSİ
  • İLO SÖZLEŞMELERİ
  • İLO SÖZLEŞME (TR ONAYLI)
  • İLO C172 ÇEVİRİ
  • ÇOCUK HAKLARI
  • 8 MART D.E.K.G.
  • İNSAN HAKLARI
  • KADIN HAKLARI
  • SGK Bilgi Bankası
  • SGK ALİ TEZEL
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün28
mod_vvisit_counterDün23
mod_vvisit_counterBu hafta51
mod_vvisit_counterGeçen hafta181
mod_vvisit_counterBu ay603
mod_vvisit_counterGeçen ay1159
mod_vvisit_counterButün günler29904

Şu anda: 2 konuk çevrimiçi
IP No:: 38.107.179.227
 , 
BUGÜN: May 20, 2012
Visitors Counter

 
SiteGround web hosting  

 

Güvencesiz Çalışmaya Hayır!

Her türlü güvencesizleştirmeye karşı sigortasız, sendikasız, esnek çalışmayı önlemeyi hedefleyen,

İşsizliğe karşı mevcut işlerin, ücretler düşürülmeksizin çalışabilir nüfusa pay edilmesini ve iş saatlerinin düşürülerek herkese iş verilmesini amansızca savunan,

Her işçinin çalıştığı kayıtlı, kayıtsız, işkolu ve işyeri barajına bakmaksızın, toplusözleşme hakkından yararlanması ve böyle bir sendika yaratmanın önünde yasal ve fiili engellerin kaldırılmasını amaçlayan,

İşçi sınıfı içinde; ücret, cinsiyet, ırk-etnisite, din, yöre, kıdem, kültür ve vatandaşlık farkları üzerinden yaratılabilecek her türlü ayrımcılığa karşı uyanık ve tavizsiz bir mücadele yürüten,

Üyelerin aidatını elden ödediği, temsil gerekli olduğunda seçilenlerin her an geri çağrılabildiği, işçiyi örgütüne yabancılaştıran her türden bürokratlaşmanın demokratik ve yatay bir işleyişle önlenebileceği,

Bir tek işsiz, bir tek sigortasız, bir tek sendikasız işçi ve sendikasız işyeri kalmamasına bağlı olarak, kendi varlığına son vermeyi hedefleyen,

İşsizler ve güvencesiz çalışanların kurucu sendikal odağını yaratmak için bir araya gelelim!

 

 
Turizm Çalışanlarının Dönüşümü

Turizm de küresel ve tekelci sermaye, “esnek çalışma” adı altında örgütsüz, sosyal güvencesiz ve çok düşük ücretlerle istihdam etmenin yollarını aramakta ve bulmaktadır; böyle bakınca, turizm çalışanları “kurtağzındaki kuzu” olarak görülmektedirler. “kurtağzındaki kuzu” olmadıklarını söyleyecek turizm çalışanını bulmak da zor gözükmektedir. Zira sermayenin bu yeniden yapılanma sürecinde tasarladığı, hareket noktası aldığı ve var etmeye çalıştığı “birey” i, turizm çalışanları nezdinde yeniden ürettiği gözlemlenmektedir. Diğer bir deyişle, turizm de, “kalite” ve “kamusal yararı” ilke edinen turizm çalışanının yerini “piyasanın etkinliği ve rekabeti”, “bireysel sorumluluk”, “kendi çıkarını en çoğa çıkarma” gibi kavramları ilke edinen turizm çalışanı almaktadır. Turizm çalışanının, sahip olduğu/olması gerektiği hakları bizzat kendi elleriyle inkâr edişinin dünyası yaratılmaktadır.

 

İşverenin her zamanki endamı ile “ İşine gelirse çalış, işine gelmese işte kapı”, derken, gayet hoyratça anılan elli kişinin bir araya gelerek kendilerine sunulan çalışma koşulları üzerinde bir baskı yapma kapasitelerinde bir değişiklik olmadıkça, esnekliğin hem genel hem de turizm sektörüne ilişkin uygulamaları ancak “mevcut korku hikâyelerine bir yenisi” olarak eklenecektir. “kurtağzındaki kuzu” olmadıklarının anlaşılması ise turizm çalışanlarının kendilerine sunulan yeni anlamlar dünyasını reddetmeleri ile olacaktır.

2011 yılı sezon basında bulunduğumuz bu günlerde, turizm çalışanı  “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz” i özümseyerek,  “kurtağzındaki kuzu” olmadıklarını göstermelidirler. Örgütlenmeli ve her türlü örgütsüzlüğe karşıda mücadele etmelidirler.


 

 
NEDEN TURİZM ÇALIŞANLARI DERNEĞİ Array Yazdır Array  e-Posta



NEDEN TURİZM ÇALIŞANLARI DERNEĞİ

Turizm, Antalya’da beş yüz bin, Türkiye genelinde iki milyonun üzerinde işçi istihdam eden, ülkemizde tarım alanından sonra en çok insanı barındıran bir sektördür. Otel, restoran, bar, cafe, pansiyon, seyahat acentesi, alışveriş merkezi, turizm merkezlerinde açılan yüzlerce eczaneler, doktorlar, özel hastaneler, otel inşaatları, esnaf ve sanatkârları ile doğrudan ve dolaylı en az on milyon kişinin yaşam mücadelesini sürdürdüğü dev bir alandır.

2009 yılında Ülkemizi ziyaret eden Turist sayısı 27 milyon kişi olup ülkemize bıraktıkları döviz, 21 milyar dolar olarak kayıtlara geçmiştir.2020 yılına 60 milyon Turist, 60 milyar dolar turizm gelir hedefi hayal değildir.

Buna rağmen turizm çalışanlarının yaşam ve çalışma koşulları bu bahsedilen büyüklüklerle yakışır bir düzeyde olmaktan çok uzaktır ve her geçen gün daha da bozulmaktadır.

Dünya pazarları ile rekabet edelim derken, sürekli fiyatları aşağı çekmek işçilerin ücretlerini de, hizmet kalitesini de, sunulan yiyecek-içeceklerin kalitesini de aşağı çekmeyi de zorunlu kılmaktadır. Bu da bir sonraki yıl fiyatları tekrar aşağı çekme ihtiyacı doğurmaktadır. Bu kısır döngüden ülke ve sektör olarak çıkılmak zorundadır.

Biz yılların turizm işçileri “bu alanda çalışanların yaşam ve çalışma koşullarına ne gibi bir katkı sağlayabiliriz?” diye düşündüğümüzde çözümü TURİZM ÇALIŞANLARI DERNEĞİNDE bulduk. Turizm işçileriyle, eş ve çocuklarının yaşam ve çalışma koşullarını Sizlerin de katkı ve katılımı ile oluşturmakta olduğumuz, örgütlü gücümüze dayanarak iyileştirmek amacındayız.

“BEN BU DERNEKTEN NE KAZANACAĞIM?” veya “BU DERNEK BANA NE VERECEK?” diye düşündüğümüzde, aşağıdakiler amaçlarımız ve kazançlarımız olacaktır.

-Ülkede turizm politikaları belirlenirken çalışanların, talep ve önerilerinin, hayata geçirilmesini sağlamak,

-Ülke turizminde kalitenin ve fiyat politikalarının yükselmesine katkı vermek,

-Ülkemizi her yıl ziyaret eden milyonlarca turistin memnuniyetine ve ülkemizi sevmeklerine, mutlu ayrılmalarına katkıda bulunmak,

-Turizmin ülkemizde işçi ve yatırımcılara daha verimli ve sürdürülebilir olmasını sağlamak,

-Çalışanların eğitim ve nitelik düzeyini yükselterek emeklerini daha değerli ve ücretlerini daha yüksek hale getirebilmek,

-Bilgi havuzu oluşturarak eleman arayanlar ile iş arayanları buluşturmak,

-Ellerine geçen ücret ve kazançlar ile satın alabileceklerini arttırabilmek,

-Çalışanların kendilerine, eş ve çocuklarına dershane, kurs ve okullar açmak,

-Kadın işçilerin doğum sonrası çalışmalarını rahatlatan kreş, anaokulu, etüt evi ihtiyaçlarını ekonomik hale getirmek,

-Belediye, kamu kurum ve sivil toplum örgütleriyle işbirliği yaparak tek başımıza yapamayacağımız büyük toplumsal projeler üretmek.

-Birleşmiş Milletler Teşkilatı, Dünya Çalışma Örgütü (ILO) 1991 yılından bu yana 172 sayılı sözleşme ile turizm çalışanlarının çalışma ve yaşam koşullarını tüm dünyada iyileştirmeye çalışıyor. Ülkelere önerilerde bulunuyorlar. Bu anlamda “27 EYLÜL DÜNYA TURİZM ÇALIŞANLARI GÜNÜ” ilan edilmiştir.20 yıldır ve tabi ki ondan çok daha önce başlamış olan bu çalışmalara bizler de katılmalıyız.

- Dünyada ve Ülkemizde tüm turizm işçilerinin ekonomik ve sosyal olarak çok daha iyi koşullardan yararlanmalarını ve çalışmalarını sağlamak için örgütlü ve dayanışma içinde olmak zorundayız. Onurlu insan ve çağdaş insan örgütlü insandır. Bunu sağlamak için hadi el ele, hadi dayanışmaya, hadi TURİZM ÇALIŞANLARI DERNEĞİNE.

 

 
Sevgili Turizm Çalışanları Array Yazdır Array  e-Posta


Sevgili Turizm Çalışanları

 

Biz Turizme, ülkemize, doğaya, insana sevdalı, yılların turizm çalışanları bir araya gelerek TURİZM ÇALIŞANLARI DERNEĞİ “TUDER” i kurduk.

Turizm Özgürlük demek, barış demek, kültürlerin kaynaşması, dostluk, kardeşlik, iş ekmek demek.
Biz özgürlükten yana, barıştan, Tüm dünya halklarının kardeşliğinden yana, işimiz ve ekmeğimizin tarafıyız.
Demokrasi yoksa iş, ekmek, özgürlük ve barış yok. Biz demokrasiden yanayız.
Örgütlü olmayan toplumlar haklarını koruyamaz. Demokrasiyi yaşatamaz, yaşayamaz. Güçlü olanın, zayıfı ezdiği, sömürdüğü bir zulüm yönetimi olur.
Çalışanlar, üretenler, gençler, kadınlar, emekliler örgütlü olmalı, siyasi partiler, sendikalar, meslek odaları, dernekler, örgütlü olmalı.
Ne yazık ki ülkemizde milyonlarca yurttaşımızı temsil ettiğini söyleyen siyasi partiler bile örgütlü değil. Oy verenlerinin üyesi olmadıkları partiler, parti içi demokrasinin dahi çalışmadığı partiler.
Meslek odalarına gönüllü değil zorunlu üyelik ve aidat ilişkisi ile oda yöneticilerinin üyelerle müşteri gibi davranması, üyelerin odanın yapacakları etkinliklere ilgisizliği.
Sendikalar; yöneticileri tabandan kopuk. Sanki kişisel sorunlarını çözmek, kişisel ikbal, istikbal taleplerini karşılamak için oradalar. Ya da birileri onları oralara koymuş ki o noktalar gerçek sahiplerinin eline geçip de doğru sendikacılık yapılamasın, İşçiler kendi öz örgütleri olan sendikalarını, sınıfsal çıkarları için doğru işler yapmaya yönlendiremesin.
Derneklerde de durum yürekler acısı. Bazı hemşeri dernekleri, kültür, yardımlaşma, sosyal dayanışma dernekleri olumlu çalışmalar yapıyorsa da birçoğu lokal açıp kumar oynatmak için kurulmuş çakma derneklerdir.
Kooperatifler konusu da ülkemizde yaralı, sakatlanmış bir alan. Yapı kooperatifleri çoğunlukla yapsatçı müteahhitlerin paravanı. Bazen daha da ileri giderek doğrudan dolandırıcı durumunda. Tüketim kooperatifleri yaşayamıyor. Tarım kooperatifleri ve kooperatif birlikleri hükümetlerin arka bahçesi. Yandaşlarına arpalık olup üyelerine, kuruluş amaçlarına hizmet edemez duruma düşürülmüş. Tarımın ülkemizdeki düştüğü durumda ortada, yoruma gerek kalmıyor.
Bütün bu olumsuz örneklerin dışında canla başla kendi üyelerine asli görevlerini yerine getirmeyi hedef koymuş olanlar yok mu?
Elbette var. İyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış hep vardı, var da olacak. Arzumuz, amacımız, iyilerin güzellerin, doğruların çoğalması, egemen olması. Ozanın dediği gibi “Eşkıya Dünyaya hükümdar olmaz”
Kötü örnekler çoğaldığında biz Turizm çalışanları başımıza nelerin geldiğini bugün yaşayarak görüyoruz.
150 yıl önce işçilerin mücadelelerle kazandıkları 8 saat işgünü, hafta tatili, yıllık ücretli izin vs. gibi en temel haklar iş kolumuzda yalan oldu.
20-30 yıl önce teklif dahi edilemeyecek olan 12-14 saat çalışmanın karşılığı asgari ücret, iş kolumuz işçilerinin gerçeği oldu.
Sezonluk işçiler, ekstra işçiler, stajyer işçiler için yıllık ücretli izinin anlamı ve tarifi kalmadı. Az sayıda kış yaz çalışabilen turizm çalışanlarına da otellerin en boş ayında (otelin maliyetini düşürmek için) verilen yıllık izinler izni hak etmiş işçinin ihtiyacına uyuyor mu, uymuyor mu bakılmadan zorunlu olarak kullandırılıyor. Haftalık izine çıkabilmek için diğer arkadaşının 16 saat çalışması gerekiyor.
Bunlar bahşiş değil. Hak!
Türkiye genelinde ve işkolumuzda işsizliğin durumu ortada.
Emeklilerin durumu ortada, hele emekli olmayı bekleyenlerin işkolumuzda durumları ne olacak? Orta yaş üstü işçi çalıştırılmayan hatta orta yaş gurubu bile çalıştırılmayan bir işkoluna doğru gidiyoruz. Nasıl emekli olunacak? 
Örgütsüz toplum işte tam da bu!
12 Eylül 1980 Askeri Darbesi Türkiye’nin çivisini yerinden çıkardı. Örgütlü toplumun ve onun örgütlerini hedef aldı. Partileri, sendikaları, anayasayı yerle bir etti.
Kazanılmış haklarımızı, taleplerimizi yok etmeyi görev edindi.
Marmaris mahkûmu şöyle diyordu “Halkın talepleri ülkenin olanaklarını aşmıştı” “Öyle beş yıldızlı oteller var ki garsonları benden fazla ücret alıyor.
24 Ocak 1980 tarihinde Tüsiad o günkü milliyetçi cephe koalisyon hükümetine, örgütlü toplumda emeği ucuzlatamayacağını, rahat çalışamadığını ve taleplerini, uzun bir bildiri ile iletiyordu.
Askeri darbe tam da bu talepleri karşılamak için geldi, gereğini yaptı.
Hemen sonrasında 1983 yılında iktidara gelen, Başbakan Turgut Özal yabancı sermaye çevrelerine “Türkiye ucuz emek cenneti, gelin buraya yatırım yapın” diye övünüyordu.
Bu bastırılmışlık, dağınıklık ve örgütsüzlük ne yazık ki 30 yıl geçmiş olmasına rağmen devam ediyor.
12 Eylül kurum ve kuruluşlarıyla, zihniyetiyle devam ediyor.
Bu sonuç yalnız darbecilerin, sömürücülerin, faşistlerin, işbirlikçilerinin ayıbı değil!
Emek ve demokrasi güçleri olarak bu kadar yıl içinde tekrar toparlanamadık, tekrar örgütlenemedik, bunun yol ve yöntemlerini, ortamını yaratamadık, taleplerimizi yeniden haykıramadık.
Ozanın dediği gibi 

“Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer

ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak

kabahat senin,

— demeğe de dilim varmıyor ama —

kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!

Nazım Hikmet Ran”


Gelin çalışma ve yaşam koşullarımızı iyileştirelim.

Katılın örgütlü toplum olalım.

Birlikte oyunu bozalım.

İnsanca yaşayalım.

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine bu davet bizim.


Mustafa YAHYAOĞLU
Turizm Çalışanları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

 

 
FACEBOOK GRUBUMUZ Array Yazdır Array  e-Posta

FACEBOOK GRUBUMUZ...

http://www.facebook.com/reqs.php#!/group.php?gid=332590014004

 
Diğer Makaleler...
  • ÜYELİK
  • Behice Boran anısına panel düzenlenecek.
  • KURUCULARIMIZ
  • PANEL
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 > 5
TUDER